HOBBİT by J.R.R. TOLKIEN



Yakında filmi de çıkıyor!

Kitaba ilk başladığımda çok büyük umutlarım vardı. Tamam, farkındayım, ne olursa olsun Yüzüklerin Efendisi’ni geçemez ama belki kendi çapında çok iyi olur diyordum. Ne yazık ki öyle olmadı.
Aslında kitap ilk sayfalarda çok şey vaat ediyordu ve güzeldi. Sonuçta bize yeni bilgiler, yeni yerler ve Yüzüklerin Efendisi’nde merak ettiğimiz bazı şeylerin cevabını veriyordu. Ama ne olduysa sonlara doğru oldu. Kitap sonlarda sinirimi bozdu. Sonra olan bir olayla –ki her ne kadar öyle olması doğru olduysa da- beni üzdü. Kötü demiyorum. Sadece yüksek beklentilerim vardı ve bunlar kursağımda kaldı diyorum. Yine de Tolkien’ın dünyasını daha iyi tanımak açısından okunması gereken bir kitap bence. 

Kitap bizi tanıdığımız ve belki de merak ettiğimiz birinin gençlik yıllarında karşılıyor. Bu kişi Frodo’nun amcası olarak nitelendirdiği, yüzüğü ona bırakan kişi Bilbo Baggins’den başkası değil. Tabi o zamanlar şimdiki gibi macera delisi değil. Biz onun Gandalf ile tanışıp kitapta türlü türlü olay yaşadıktan sonra tanıdığımız Bilbo olmasını okuyacağız. Neyse, devam edersek. Bir gün evinin kapısında otururken birine rastlar. Bu Gandalf’tır, Bilbo’nun maceraya meraklı atalarını tanıyordu ve onda da bir potansiyel görür.  Yapacağı maceraya onu da katar –ama hobbitin daha haberi yoktur. Bilbo bu haberi evine beklemediği bir anda 13 cüce ve sonunda Gandalf’ın gelmesi üzerine öğrenir. Akabinde gelişen olaylarla serüvenimiz başlar.


Serüven içinde her türlü macerayı, eski dünyaya dair merakımızı girecek bilgileri, çok sevdiğimiz elflerimizi, Yüzüklerin Efendisi’nde Moria’da gördüğümüz goblinleri, yüzüğün Bilbo’nun eline nasıl geçtiği gibi daha nice meraklarımızı giderecek bilgiler verir.

Kitapta elfleri bol bol görüyoruz. Ayrık Vadi’de zaman geçiriyoruz –ne yazık ki yeterli bir süre değil ve çok bilgi yok ama umarım filmde bol bol sahne olur. Kuyutorman’ın içini ve içindeki elfleri de unutmamak gerek. Gerçi ben o elfleri çok sevmedim ama olsun sonuçta elf elftir. Trol, goblin, vark, hayvana dönüşen insan, kartallar ve daha nice yeni tür tanıyoruz. Tanımakla kalmıyor bazen omuz omuza bazen de karşı karşıya ölüm kalım mücadelesi veriyoruz.

Okurken hoşuma giden yerlerden biri de Bilbo bir söz söylüyor ve ileride onlar atasözü oluyor. Ama sözler komik ve gerçek atasözlerine benzeyince önce kuşkulanıyorsunuz, devamını okuyunca da bir gülümsüyorsunuz. Bu da hoş bir ayrıntıydı bence :)

Peki benim için eksileri nelerdi? Bunu ilk başlarda yaşamadım. Daha doğrusu olsa bile gözüme batmadı. Ama sonlara doğru sinirimi bozdu. Bir kere şans ve tesadüf fazla idi. Olayların açıklanmaları çok fazla şansa bağlanıyordu. Heyecanlanmaya fırsat kalmadan çoğu olay olup bitiyordu ya da hooop! Bilbo bayılıyor –saf dışı kalıyordu. Bu kısımlar canımı sıktı. Tamam, bayılma yerlerinden sonra olanlar açıklanıyordu ama o an yaşasak daha müthiş olacak olaylar.

Hem niye kitapta hiç kız karakter yoktu ki. Kitabın tamamı, yani tanıtılan ve tanıdığımız tüm karakterler erkekti. Bunlar serüvende de arkadaş elfler de mi serüvende?

Hele ejderin inine gelmelerinden sonra yaşananlar. Savaşa kadar benim için düş kırıklığıydı. Bir kere harekete geçip adam gibi bir şeyler yapmaları o kadar vakit aldı ki okurken sıkıldım. Gereksiz bir şekilde uzatılmıştı. Ejderhanın olduğu yerler daha aksiyon ve gerilimli olabilirdi ama bir iki sahnesi hariç bence çok çabuk geçiştirildi. Ejderhanın nasıl öldürüleceğini bilmelerine rağmen onu başkasının öldürmesi bittiğim yerdi. Sonraları sırf zorlama ile okudum. Ben daha destansı şeyler bekliyordum. Yine de hakkını yemeyelim sonu biraz toparlanmaya çalışılmış.


Kitapta sinir kısımlar belki de filminde güzel gelebilir belki de düş kırıklığı olur, bilmem. Şunu da unutmamalıyız sanırım. Kitap çocukları için yazılmış ve adam yarısını yazabilmiş. Gerisini notlarını toparlayan çocuğu –ya da çocukları yazmış. Tüm bu etkenleri dikkate alarak kitap okunmalı bence. Yine de son karar tabi ki sizin :)

2 comments

pia 28 Ekim 2012 21:43

Filmi cikmadan okumayi dusunuyordum, vazgectim galiba (:

Kördüğüm Hayaller 28 Ekim 2012 22:13

Aslında Bilbo'yu tanımak açısından okunmalı. Sonuçta iç sesleri, karakter tanımasını, gelişimi en iyi kitaplar verir. Filmden zevk alacağımıza kesinlikle inandığım için bu olmasa tesellisi film. Son karar tabi ki de senin canım :)

Yorum Gönder